Anasayfa Üyeler için Kayıt Ol
Arama Yap

NÖROONKOLOJİK TÜMÖRLER - Hastalarımız için

TROD Nöroonkolojik Tümörler Hasta Rehberi

 

Nöroonkolojik tümörler; beyin, beyin sapı, omurilik ve sinir sisteminden kaynaklanan tümörleri kapsar. Bu tümörler beynin kendi dokusundan gelişebileceği gibi, vücudun başka bir bölgesindeki kanserin beyine yayılması (metastaz) sonucunda da ortaya çıkabilir.

Nöroonkolojik hastalıklar yalnızca kötü huylu (malign) tümörlerden oluşmaz. Meningiom, vestibüler schwannom (akustik nörinom), hipofiz adenomları gibi bazı iyi huylu (benign) tümörlerde de radyoterapi tedavisi uygulanabilmektedir. Tedavi süreci; tümörün tipi, yerleşimi, büyüklüğü, yaygınlığı, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınarak kişiye özel planlanır. Tedavi kararları genellikle beyin cerrahisi, radyasyon onkolojisi, tıbbi onkoloji, nöroloji, radyoloji ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle verilir.

Radyoterapi ne zaman ve neden uygulanır?

Radyoterapi, halk arasında “ışın tedavisi” olarak bilinen bir tedavi yöntemidir. Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak tümör hücrelerinin büyümesi durdurulmaya veya yok edilmeye çalışılır. Tedavi sırasında amaç, tümörlü dokuyu kontrol altına alırken çevredeki sağlıklı beyin dokusunu mümkün olduğunca korumaktır.

Nöroonkolojik tümörlerde radyoterapi farklı amaçlarla uygulanabilir:

  • Cerrahi sonrası geride kalabilecek tümör hücrelerini yok etmek,
  • Tümörün tekrar etme riskini azaltmak,
  • Ameliyat yapılamayan hastalarda hastalığı kontrol altına almak,
  • Beyin metastazlarını tedavi etmek,
  • Baş ağrısı, nöbet, görme bozukluğu ve denge kaybı gibi şikâyetleri azaltmak,
  • Hastanın yaşam kalitesini korumak ve artırmak.

Bazı iyi huylu (benign) tümörlerde de radyoterapi önemli bir tedavi seçeneğidir. Özellikle tümörün kritik yapılara yakın olması nedeni ile cerrahinin riskli olduğu durumlarda radyoterapi tümörün büyümesini uzun süre kontrol altında tutulabilir.

Bazı hastalarda radyoterapi tek başına uygulanırken, bazı hastalarda cerrahi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler veya immünoterapi ile birlikte kullanılabilir. Tedavi planı tamamen hastaya özeldir.

Radyoterapi ağrılı bir işlem değildir. Tedavi sırasında radyasyonu hissetmezsiniz, kokusu ve tadı yoktur, cihaz size temas etmez. Tedavi sonrasında vücudunuzda radyasyon kalmaz; bu nedenle çevrenizdeki insanlara zarar vermezsiniz.

Radyoterapi tedavi süresi ne kadardır?

Radyoterapi süresi hastalığın tipine, tümörün yerleşimine ve uygulanacak tedavi planına göre değişiklik gösterebilir.

Tedavi genellikle hafta içi her gün uygulanır. Günlük tedavi süresi çoğu zaman 10-20 dakika arasındadır. Ancak hazırlık, pozisyon verme ve görüntüleme kontrolleri nedeniyle tedavi ünitesinde geçirilen toplam süre biraz daha uzun olabilir.

Bazı hastalarda tedavi birkaç gün sürerken, bazı hastalarda birkaç haftaya kadar devam edebilir. Özellikle yüksek dereceli beyin tümörlerinde tedavi genellikle 5-6 hafta sürebilmektedir.

Bazı küçük boyutlu tümörlerde veya beyin metastazlarında stereotaktik radyocerrahi adı verilen özel bir radyoterapi yöntemi kullanılabilir. Bu durumda tedavi tek seansta veya birkaç seansta tamamlanabilir.

Tedavi sırasında doğru pozisyonda kalabilmek için çoğu hastada kişiye özel termoplastik baş maskesi hazırlanır. Bu maske sadece tedavi sırasında kullanılmakta olup, tedavinin güvenli ve hassas şekilde uygulanmasına olanak verir.

Radyoterapi sırasında hangi teknikler uygulanır?

Nöroonkolojik tümörlerde en sık kullanılan yöntem eksternal radyoterapidir. Bu yöntemde hasta tedavi masasında yatar ve cihaz dışarıdan hedef bölgeye ışın gönderir.

Günümüzde gelişmiş radyoterapi teknolojileri sayesinde ışınlar milimetrik hassasiyetle tümöre yönlendirilebilmekte ve sağlıklı dokular mümkün olduğunca korunmaktadır.

Kullanılan radyoterapi teknikleri; tümörün tipi, yerleşimi, büyüklüğü ve çevresindeki hassas yapılara (göz siniri, beyin sapı vb.) göre belirlenir.

Konvansiyonel Eksternal Radyoterapi

En sık kullanılan yöntemdir. Tedavi belirlenen alanlara günlük küçük dozlar halinde uygulanır. Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi/Volumetrik Module Ark Tedavisi (IMRT / VMAT); gelişmiş planlama sistemleri kullanılarak ışın dozları tümör şekline göre ayarlanır. Bu sayede tümör tam doz alırken, sağlıklı beyin dokusu en üst düzeyde korunur.

Stereotaktik Radyocerrahi / Stereotaktik Radyoterapi (Nokta atışı tedaviler)

Genellikle küçük tümörlerde, bazı benign tümörlerde ve beyin metastazlarında kullanılan yüksek hassasiyetli yöntemlerdir. Tedavi tek seansta veya birkaç seansta uygulanabilir. Çok yüksek bir doz, doğrudan tümöre veya tümör yatağına "nokta atışı" şeklinde verilir. Bu işlem tümörün boyutuna göre tek veya birkaç seansta tamamlanabilir.

Tedavi planlaması sırasında bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntüleri birlikte değerlendirilir. Böylece tümör bölgesi ayrıntılı olarak belirlenir; tedavi güvenli ve çok hassas bir şekilde planlanır.

Radyoterapi ile eş zamanlı sistemik tedavi (kemoterapi, hedefe yönelik ilaç, immünoterapi…) uygulanabilir mi?

Bazı nöroonkolojik tümörlerde radyoterapi ile birlikte ilaç tedavileri uygulanabilir. Buradaki temel amaç, ilaçların yardımıyla tümör hücrelerini ışına karşı daha duyarlı hale getirmek ve tedavinin başarısını artırmaktır.

Kemoterapi bazı hastalarda ağızdan tablet şeklinde, bazı hastalarda ise damar yoluyla uygulanabilir. Özellikle bazı kötü huylu beyin tümörlerinde radyoterapi ile eş zamanlı kemoterapi sık kullanılmaktadır.

Bunun yanında:

  • Hedefe yönelik tedaviler,
  • Akıllı ilaçlar,
  • İmmünoterapi gibi modern tedavi yöntemleri de bazı hastalarda uygulanabilmektedir.

Kullanılacak tedavi; tümörün tipi, moleküler özellikleri ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Eş zamanlı tedavi alan hastalarda halsizlik, bulantı, iştahsızlık veya kan değerlerinde düşüklük görülebilir. Bu nedenle hastalar tedavi süresince düzenli olarak takip edilir.

Radyoterapi sırasında en sık görülen yan etkiler nelerdir?

Radyoterapiye bağlı yan etkiler hastanın yaşına, genel durumuna, tedavi edilen bölgeye, verilen doza, tedavi süresine ve eş zamanlı kullanılan ilaçlara bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Birçok yan etki geçicidir ve tedavi tamamlandıktan sonra zamanla azalır.

Erken dönem yan etkiler

Tedavi sırasında veya tedaviden sonraki ilk haftalar-aylar içinde görülebilir.

  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • Bulantı ve iştahsızlık
  • Tedavi alanında saç dökülmesi
  • Ciltte kızarıklık veya hassasiyet
  • Uyku hali
  • Denge problemleri
  • Dikkat azalması
  • Kulakta dolgunluk hissi
  • Beyin ödemine bağlı şikâyetlerde artış
  • Nöbet riskinde artış

Bu yan etkiler genellikle geçicidir. Doktorunuz tarafından önerilecek kortizon gibi destekleyici ilaçlarla yönetilebilir.

Geç dönem yan etkiler

Tedaviden aylar veya yıllar sonra ortaya çıkabilir.

  • Hafıza ve dikkat problemleri
  • Öğrenme güçlüğü
  • Hormonal bozukluklar
  • Görme veya işitme problemleri
  • Denge ve yürüme sorunları
  • Kalıcı saç kaybı
  • Beyin dokusunda radyasyona bağlı değişiklikler
  • Çok nadiren ikinci tümör gelişimi

Her hastada bu yan etkilerin tamamı görülmez. Günümüzde kullanılan gelişmiş radyoterapi teknikleri sayesinde sağlıklı dokular daha iyi korunabilmektedir ve geç yan etkiler ile çok daha az sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Radyoterapi sırasında nelere dikkat etmeliyim?

Radyoterapi sürecinde mümkün olduğunca günlük yaşamınıza devam etmeniz önerilir. Ancak bedeninizi aşırı yormamaya dikkat etmeniz önemlidir.

  • Doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli kullanın.
  • Kontrol randevularınızı aksatmayın.
  • Dengeli ve düzenli beslenin.
  • Yeterli sıvı tüketin.
  • Düzenli uyumaya çalışın.
  • Hafif yürüyüş gibi sizi zorlamayan fiziksel aktiviteler yapabilirsiniz.
  • Doktor önerisi olmadan ilaç, vitamin veya bitkisel ürün kullanmayın.
  • Sigara ve alkolden uzak durun.
  • Tedavi alanındaki cildi tahriş edecek hareketlerden ve ürünlerden kaçının.
  • Güneşten korunun.
  • Nöbet riskiniz varsa ilaçlarınızı düzenli kullanın ve doktorunuz önermeden araç kullanmayın.

Tedavi sırasında aşağıdaki şikâyetler gelişirse mutlaka doktorunuza başvurunuz:

  • Şiddetli baş ağrısı,
  • Ani görme kaybı,
  • Konuşma bozukluğu,
  • Kol veya bacakta güçsüzlük,
  • Bilinç değişikliği,
  • Şiddetli bulantı-kusma,
  • Nöbet geçirme.

Tedavi sürecinde kaygı, korku, yorgunluk veya uyku problemleri yaşamanız normaldir. Gerektiğinde psikolojik destek almak bu süreci daha rahat geçirmenize yardımcı olabilir.

Radyoterapi bittikten sonra takip nasıl olmalı?

Radyoterapi tamamlandıktan sonra düzenli takip büyük önem taşır. Takiplerin amacı yalnızca hastalığın kontrol altında olup olmadığını değerlendirmek değil, aynı zamanda tedaviye bağlı oluşabilecek erken ve geç dönem yan etkileri saptamak ve hastanın nörolojik durumunu değerlendirmektir.

Takip süreci; tümörün tipi, yerleşimi, derecesi ve uygulanan tedaviye göre kişiye özel planlanır. Radyoterapi bittikten sonra ilk kontrol genellikle 4-12 hafta içinde yapılır. Bu kontrolde doktorunuz genel durumunuzu değerlendirir ve çoğu hastada kontrol amaçlı beyin MR görüntülemesi istenir.

Takip sıklığı genellikle şu şekilde planlanır:

İlk 2 yıl genellikle 3-6 ayda bir; sonraki yıllarda ise durumunuza göre 6 ayda bir veya yılda bir olacak şekilde planlanır. Yüksek dereceli kötü huylu tümörlerde takipler daha sık yapılabilirken, stabil seyreden bazı benign tümörlerde kontrol aralıkları daha uzun tutulabilir.

Kontroller sırasında:

  • Nörolojik muayene,
  • Beyin veya omurilik MR görüntülemesi,
  • Gerektiğinde kan testleri,
  • Bazı hastalarda ileri görüntüleme yöntemleri,
  • Hormon değerlendirmeleri,
  • Görme, işitme ve denge testleri yapılabilir.

Radyoterapi sonrası bazı hastalarda zaman içinde:

  • Halsizlik,
  • Hafıza problemleri,
  • Dikkat azalması,
  • Hormonal değişiklikler,
  • Görme veya işitme ile ilgili sorunlar gelişebilir.

Bu nedenle yalnızca görüntüleme sonuçları değil, hastanın günlük yaşam aktiviteleri ve nörolojik durumu da takip sürecinin önemli bir parçasıdır.

Aşağıdaki durumlarda kontrol zamanını beklemeden doktorunuza başvurmanız önemlidir:

  • Yeni başlayan veya giderek artan baş ağrısı,
  • Nöbet geçirme,
  • Görme kaybı veya çift görme,
  • Konuşma bozukluğu,
  • Kol veya bacakta güçsüzlük,
  • Denge kaybı,
  • Bilinç değişikliği,
  • Ani işitme kaybı,
  • Şiddetli bulantı ve kusma.

Düzenli kontrollerin aksatılmaması hem hastalığın kontrolü hem de olası yan etkilerin erken dönemde yönetilebilmesi açısından son derece önemlidir.